|
HOZAT
İlçenin ismini eski Türk dilinde "sıçramak, hoplamak"
anlamına gelen Hozmak'tan aldığı sanılmaktadır.
Hozat; kuzeyinde Ovacık, doğusunda merkez ilçe,
güneyinde Pertek ve batısında Çemişgezek ilçeleriyle
çevrilidir. İlçenin denizden yüksekliği 1520 m. olup,
yüzölçümü 804 Km2'dir. Belediye teşkilatı 1927 yılında
kurulan İlçenin merkezi Tunceli'ye 96 Km. uzaklıktadır,
ulaşım il merkezine ve Elazığ'a Pertek karayolu
üzerinden sağlanır.
2000 Yılı Nüfus Sayımı
sonuçlarına göre İlçe merkezinin nüfusu 6589,
köylerinin nüfusu 2554 kişi olup toplam nüfusu
9143'tür.
Hozat, ilin dağlık ilçelerinden biridir. İlçenin
kuzeyi ve doğusu yüksek dağlarla kaplıdır. Tipik
karasal iklim özelliklerinin hâkim olduğu ilçede
kışlar uzun ve çetin geçer.
İlçenin dağlık bir coğrafik yapıya sahip olması
nedeniyle en önemli geçim kaynağını hayvansal
üretim oluşturur. İlçenin çok zengin bir floraya
sahip olması, arıcılığın son yıllarda ilçenin en
önemli geçim kaynağı haline gelmesini
sağlamıştır.
Tarihi eserler
arasında Mahsum Pak Kalesi, Ağu İçen Türbesi, İn
Mağarası ve Kilisesi, Sarısaltık Türbesi ve Ziyaretgâhı
sayılabilir.
En önemli akarsuları Hozat çayı, Tağar çayı ve
Değirmendere çaylarıdır. İlçe zengin bir akarsu ağına
sahip olup cazibeli bir doğal güzelliği mevcuttur. Yaz
turizmi için ideal bir merkez niteliğindedir
PÜLÜMÜR
Tunceli ilinin tarihi
M.Ö. 2200 ‘lerde yörede
yaşadığı saptanan
Saburrular’la (Hurriler)
başlar. Çemişgezek
yakınlarında Pulur
köyünde yapılan
kazılarda Taş Devrinden
Tunç Devrine kadar üç
kültür katmanı bulunduğu
saptanmıştır. Yörenin
ilk yazılı tarihi Keban
gölü kurtarma
çalışmaları esnasında
elde edilen çivi yazılı
tabletlerden anlaşılmış
olup, bölgenin İşuva
adıyla anıldığı
görülmektedir. Hitit’
lerin hakimiyetini M.Ö.
V. yy. Med ; M.Ö. V.-III.
Yy. da Pers egemenliği
izlemiş, M.Ö. 332’de
İskender tarafından feth
edilmiştir.
Ancak Pülümür ilçesinin
Kapadokya Krallığı
döneminde kurulduğu
sanılmaktadır. Kapadokya
krallığı M.S. 17
.yüzyılda Romalıların
Bölgeye egemen olmasına
kadar yaşamıştır. Bu
bölge Roma’lılarla Orta
Asya kökenli Part’lar
arasında savaşlara sahne
olmuştur. M.S. 395’de
Roma İmparatorluğunun
bölünmesinden 639’da
Arap’ların eline
geçinceye kadar Bizans
hakimiyetinde kalmıştır.
Halife Hişam döneminde
(724-743) Tunceli ve
yöresi Hazar Türklerinin
saldırılarına uğradı.
Aslında Orta Doğu
tarihinde Hazarlar 585
yılından evvel
görülürler. Anadolu
zannedildiği gibi
Malazgirt zaferinden
sonra değil, çok önceden
Türk kavimlerinin göçüne
hedef oldu. Hazar’ların
Bizans ve Arap’larla
yakın ilişkileri
olmuştur.
683-686’da
Kafkasları aşıp
Anadolu’ya giren
Hazar akını Doğu
Anadolu'da
yerleşim
göstermiş,
693’de
Bizanslarla
beraber
Abbasilere karşı
çarpışmış, bu
çarpışmalar
737’de Hazar
Kağanının Mervan’
a yenilerek,
İslamiyeti
kabullenene dek
sürmüştür.
Hazarlar Bizans
ordusu
içerisinde yer
almış, İmparator
Heraklius kızını
Hazar Kağanına
vermiştir.
Selçukluların
1071’de
Anadolu’ya
girişinden sonra
Süleyman Şah
Kumandasında
Anadolu fethine
katılan Mengücek
Ahmet Gazi,
Erzincan esas
olmak üzere
Pülümür’ü de
içine alan
Tunceli Kuzey
bölgelerinde
Mengücek
beyliğini kurdu.
1228’de Anadolu Selçuklu
Sultanı Alaattin
Keykubat, Mengücekleri
kendisine bağladı.
Horasan ve harzem
yörelerinde Moğol
baskısının artışı
bölgedeki Türk
kavimlerini batıya
yöneltiyordu. Bu sırada
Celalettin Harzem Şah
Ahlat’ı alması üzerine
Ahlat beyi Alaattin
Keykubat’tan haklarının
korunmasını istedi.
Erzincan’ın Yassıçimen
yöresinde yapılan
savaşta Celalettin
Harzem Şah yenildi.
Yanındaki Erzurum beyi
tutsak oldu. Alaattin
Keykubat ülkenin doğu
sınırlarını güçlendirmek
amacıyla Harzem' lilerin
sınır boylarına
yerleştir
Pülümür mıntıkasındaki
aşiretlerin ihtiyarları
ile temas edildiğinde,
kendilerinin Cengiz
istilası önünden çekilen
Celalettin Harzem Şah’ın
askeri bakiyesi ve
Horasan tarafından gelme
Türk olduklarını
söyledikleri görülmüş,
hatta bugün haritalarda
Tacik baba diye geçen ve
kendilerince Sultan baba
diye anılan tepeyi
Celalettin Harzem’in
kabri olarak gösterirler
ve burası onların
ziyaretgahıdır.
Pülümür-Ovacık
arasındaki yol güzergahı
da buradan geçer. Dikkat
çekici bir noktada da bu
yörede yaşayan Kırganlı
adlı aşiretin isminin
orta Asya Türklerinin
mezarlarına verdiği
Kurgan’dan geldiğidir.
Anadolu
Selçukluları
1243’de
Moğollara
yenilip, 1318’de
de ortadan
kalktığında
Anadolu' da bir
çok beylikler
kuruldu. XIII.
yy. da Doğu
Anadolu’ya
göçmüş olan
Akkoyun'lular.
Tur Ali bey
tarafından bir
birlik
oluşturdular.
Diyarbakır
Merkez olmak
üzere Erzincan’a
kadar uzanan tüm
Tunceli yöresini
de içine alan
geniş alanda
hakimiyet
kurdular.
Bu Türkmen
kavimi Orta
Asya’daki
kültürel
yaşamlarından
miras kalan
koyun totemini
sembol yaptılar.
Bugün
Tunceli’nin pek
çok yöresinde
koyun, kzu
isimli köyler;
mezar başlarında
koyun figürleri
mevcuttu
Pülümür’ün yakın zamana
kadar “Kuzucan” ismini
taşıması Akkoyunlu
Devletinden gelme
yerleşim yeri olması
açısından dikkati çeker.
Akkoyunlular Uzun Hasan
döneminde en düzenli ve
güçlü devlet düzenine
kavuştular. Öyle ki
Osmanlı Devletiyle karşı
karşıya geldiler. 1473
Otlukbeli savaşı Uzun
Hasan’ın yenilgisiyle
sonuçlanınca, Akkoyunlu
etkinliği azaldı.
1508 de Şah
İsmail
Safevi’nin
Akkoyunluları
ortadan
kaldırarak Doğu
Anadolu' da
kurduğu etkinlik
1514 ‘de Yavuz
Sultan Selim’e
Çaldıran
savaşında
yenilmesine
kadar
sürdü.Tunceli’nin
etrafını duvar
gibi saran
dağlar ve sarp
arazi tarihin
çeşitli
devirlerinde
yörede kurulan
devletlerin hiç
birine tam
olarak egemenlik
tanımadı ve bu
devletlerde bu
sarp topraklarla
daha fazla
uğraşmadılar. Bu
da yörenin
uygarlıklara
kapalı kalmasına
yol açtı.
Osmanlı döneminde
Kuzucan (Pülümür) 1847
yılında Erzurum
Vilayetinin Erzincan
sancağına bağlı bir ilçe
olarak görünür. 1914 de
Birinci Dünya Savaşına
giren Osmanlı Devleti,
özellikle Doğu
cephesinde büyük
sıkıntılarla karşılaştı.
İçerde Ermeni
komitecilerin hareketi
de hız kazandı. 1916
yılında Rus ordusu
Erzincan önlerinde ve
Pülümür’ün kuzeyindeydi.
Pülümür ve yörede
oluşturulan milis
kuvvetleri ile kısmen
çarpışmalar olduysa da
Şubat 1917' de Sovyet
hükümetinin kurulması
ile Erzincan’da anlaşma
yapıldı ve 17 Aralık
1917 de Rus ordusu
Pülümür dağlarından
çekildi.17 Aralık günü
ilçenin kurtuluş günü
olarak kutlanmaktadır.
Pülümür Cumhuriyet döneminde 1936 yılına
kadar Erzincan’a bağlı İlçe olarak kaldı ve 4 Ocak 1936 da Tunceli adı
ile kurulan İlin yedinci İlçesi olarak Tunceli vilayetine katıldı.
NAZİMİYE
Milattan sonra 500 – 600 yılları
arasında Bizanslıların
egemenliği altında iken yerleşim
merkezi olduğu sanılan
ilçenin,Tunceli İlinin diğer
İlçeleri ile birlikte
Bizans,Arap,Moğol,Selçuklu,Akkoyunlu
,Karakoyunlu ve Osmanlı
hakimiyeti altında bulunduğu
bilinmektedir. Kızıl Kilise
adıyla Hozat Mutasarrıflığına
bağlı iken 1876 tarihinde İlçe
yapılmış,25 Aralık 1935 tarih ve
1885 sayılı Kanun ile Tunceli
Vilayetinin kurulmasıyla
birlikte 4 Ocak 1936 tarihi
itibariyle Tunceli İline
bağlanmıştır.
7 Şubat 1911 tarihinde zamanın
Kaymakamı Balıkesirli Mehmet
Vehbi BOLAT,padişahın yeni doğan
torunu Nazım Efendinin adını
yaşatmak maksadıyla hükümete
çektiği bir telgraf ile İlçenin
adının değiştirilmesi talebinde
bulunmuş,bunun üzerine eski adı
Kızıl Kilise olan İlçenin adı
Nazımiye olarak değiştirilmiştir.
ÇEMİŞGEZEK
İlçe Tunceli'nin batısında yer almakta olup, İl'e 117 Km. uzaklıktadır.
1881 yılında belediye teşkilatı kurulan İlçe 877
Km2 alana sahiptir. İlçenin rakımı 953 m.dir. Kuzeyinde
Ovacık, doğusunda Hozat, Kuzeybatısında Erzincan ile
komşu olup güneyi ve kısman batısı Keban Baraj Gölü ile
çevrilidir. Tunceli ile olan ulaşımı Pertek üzerinden
karayolu ile sağlanır. Ancak ulaşım daha çok Elazığ İli
üzerinden olup
Elazığ-Çemişgezek arasındaki
karayolunun bir kısmının
Keban Baraj Gölü üzerinde
olması nedeniyle
feribotlarla sağlanmaktadır.
2000 Yılı Nüfus Sayımı
sonuçlarına göre İlçe
merkezinin nüfusu 3685,
köylerinin nüfusu 5282 kişi
olup toplam nüfusu 9773'tür.
Çemişgezek İlçesinin kuzey
kısmı güney kısmına göre
daha dağlık olup, iklimi
karasal iklimin bütün
özelliklerini taşır.
İlçenin geçim kaynağı tarım
ve hayvancılığa
dayanmaktadır. İlçenin
dağlık kesimlerinde
genellikle hayvancılık
yapılmaktadır. Hayvansal
üretimde göçebe hayvancılık
önemli bir yer tutmaktadır.
Göçebe hayvancılıkla uğraşan
ailelerin ürettiği peynir (Şavak
Peyniri) lezzet ve kalite
olarak ün saldığı için büyük
şehirlerde Erzincan Tulum
Peyniri olarak pazara
sürülmekte ve tüketiciler
tarafından tercih
edilmektedir.
İlçenin tarıma elverişli
bölümlerinde ise patates,
buğday, arpa, fasulye,
soğan, nohut, mercimek gibi
ürünlerin yanı sıra domates,
biber, salatalık ve patlıcan
gibi sebzelerde
yetiştirilmektedir. İlçeye
bağlı Ulukale Köyü, dut ve
dut ürünlerinden olan pekmez
ve pestiliyle tanınmıştır.
Çemişgezek; aynı zamanda
ilimizin tarihi eserler
bakımından en zengin
ilçesidir. İlçede yerleşim
çok eskiye dayandığından pek
çok tarihi esere rastlamak
mümkündür. İlçede bulunan
başlıca eserler; Yeni Köy
Höyüğü, İn Delikleri (Derviş
Hücreleri), Yelmaniye
Camisi, Uzun Hasan Türbesi,
Hamam-ı Atik, Aşağı Köprü,
Ferruh Şad Bey Türbesi,
Hamidiye Medresesi olarak
sayılabilir.
MAZGİRT
Urartular'da 'Gert'
kelimesi şehir
anlamına gelmekte
olup, büyük şehir
veya büyük ormanlık
anlamında
kullanıldığı,
dolayısıyla ilçenin
isminin 9. yy. da
yöreye hâkim olan
Urartular tarafından
konulduğu
sanılmaktaDIR
Mazgirt
halkı, 1916
yılında Rus
ordusunun
Pülümür'e
yaklaşması
üzerine
silahlanarak
çatışmalara
katılmış ve
Rus
Ordusunun
püskürtülmesinde
önemli rol
oynamıştır.
Tunceli
iline 40 Km.
Elazığ iline
100 Km.
uzaklıkta
olan Mazgirt
ilçesi,
Tunceli-Elazığ
Karayolunun
10 Km.
kuzeyinde
yer
almaktadır.
Denizden
yüksekliği
1.400 m.
olan İlçenin
en yüksek
noktası ise
2033 m. ile
Kırklar
Dağıdır.
İlçeye bağlı
Darıkent ve
Akpazar
beldelerinde
Belediye
teşkilatı
bulunmaktadır.
2000 Yılı
Nüfus Sayımı
sonuçlarına
göre İlçe
merkezinin
nüfusu 2707,
köylerinin
nüfusu 10250
kişi olup
toplam
nüfusu
12957'dir.
Mazgirt, ilin tarıma
en elverişli
ilçelerinden
biridir. İlçenin
güney kesimleri
makineli tarım
yapmaya müsait olup
halk geçimini
bitkisel üretim
yaparak
sağlamaktadır.
İlçenin güney
kesimlerinde
genellikle tarımla
uğraşılmakta, kuzey
kesimlerinde ise
tarımla birlikte
hayvancılıkla da
uğraşılmaktadır.
İlçede buğday, arpa,
fasulye, fiğ, şeker
pancarı, soğan,
patates, nohut,
mercimek gibi
ürünler
yetiştirilir. Bunun
yanı sıra
meyvecilikte
yapılmaktadır.
İlçenin Akpazar
beldesinde
çanak-çömlekçilikte
yapılmaktadır.
İlçede
bulunanbaşlıcaeserlerMazgirtKalesi,
Elti Hatun
Camisi,
Çoban Baba Türbesi,Kale Köyü
Kalesi ve Bağın Kalesiolarak sayılabilir
İlçenin,
Dedebağ
Köyünde
bulunan
kaplıca, her
yıl
özellikle
yaz
aylarında
sağlık
amacıyla çok
sayıda kişi
tarafından
ziyaret
edilmektedir
Bu bölüme, kendi belirlediginiz konuyla ilgili bir yazı girin.
|